Sana, yine sensiz bir gecenin karanlıklarından sesleniyorum.
Sana, yine sensiz bir gecenin karanlıklarından sesleniyorum.
Gece her zamankinden daha sessiz, dört duvar arasında bir sen, bir ben varız şu odanın yine uyku yok gözlerimde bir başka hüzün çöktü içime sevgili, bambaşka bir hüzün sen ağladığımı hissediyorsun diye, sen üzülüyorsun diye, günlerdir ağlayamıyorum sevgili, ağlayamıyorum…Sen yoktun biliyorum..Benimkisi, çok uzaklarda, bilinmedik bir şehrin, en kuytu en karanlık , şimdilerde özlem dolu bir evin değişmesini bekleyen patlamış ampulu gibi, Işıksız geceleri aydınlatma hevesi…” Özlem dolu bir insan ne yapıyorsa ben de onu yapıyordum.. Sensizliğe doğru yürüyor, dönüp bakmadan ardına.. Gidiyordum işte..
Gel desem sana ....Hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel... Gelir misin?? Hadi desem yada..?? Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz...?? Bakmasan,görmesen,duymasan beni günlerce...Aylarca belki.... Yine beni sever misin? Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya.. Yanımda olup uzak olanlardansa,uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin??
Hayat karanlık, acımasız, bayağı ve kirli; ama bizim erdem sayıp abarttığımız duygusallıklardan, kendimizi başkalarından üstün kılmak için sığındığımız kutsallıklardan daha gerçek, daha sahici. Yıllardır ruhumun gurbetinde yaşamaktan tükendim. Kendi yaramı görüp, ona sarılamadığım için, ondan akan kanla yıllardır zehirleniyorum.. Yıllardır senin yanında, ama senden çok uzakta kalmaktan sevgim acıyor. Birlikte yarattığımız bu hayattan kopuk imgeyi bırakıp, kendime doğru yürüyorum.